Gözden kaçırmayın

Susurluk'ta Kurban Bayramı Öncesi Arefe Pazarı KurulacakSusurluk'ta Kurban Bayramı Öncesi Arefe Pazarı Kurulacak

Halep Sanayi ve Ticaret Odası Başkan Vekili Hüseyin İsa, Suriye'deki ekonomik canlanma ve Türk yatırımcıların ülkedeki faaliyetlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. İsa, 2024'teki siyasi değişim sonrasında Suriye'nin yeniden imar ve inşa dönemine girdiğini vurguladı.

10 Milyar Dolardan 100 Milyar Dolara Uzanan Potansiyel

Hüseyin İsa, Türkiye-Suriye ticaret hacminin devrim öncesi 6 milyar dolar seviyesinden şu an 10 milyar dolar bandına ulaştığını açıkladı. "Birkaç yıl içerisinde bu rakam 30 milyar dolara ulaşacak" diyen İsa, gelişen ilişkilere paralel olarak bu potansiyelin 22 Arap Birliği ülkesini kapsayan bir boyut kazanarak 100 milyar doları aşabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti. Türkiye'nin Suriye'ye ihracatının 2025'te yüzde 69,6 arttığı göz önüne alındığında, bu büyüme trendinin devam etmesi bekleniyor. Türkiye, 2025 yılında Suriye'ye 2 milyar 568 milyon 362 bin dolarlık ihracat gerçekleştirmişti.

600 Türk Firması Sahada Faaliyette

İsa, 2024'teki devrimi müteakip 10 binden fazla girişimcinin Suriye'yi ziyaret ettiğini, bunlardan 600'ünün faaliyete başladığını söyledi. "YPG/SDG sorununun hallolması ile ekonomimiz yeni bir ivme kazandı" diyen İsa, altyapı yatırımları için planlamaların tamamlandığını ve organize sanayide çarkların yeniden dönmeye başladığını ifade etti. Faaliyete başlayan firmalar arasında Sanko, Limak, OYAK gibi büyük şirketlerin yanı sıra enerji santralleri, çimento üretim tesisleri, traktör fabrikaları, inşaat malzemesi üretim tesisleri ve beton santralleri bulunuyor.

Arap Dünyasına Açılan Kapı: Sıfır Gümrük Avantajı

İsa, Türkiye ile iki ayaklı bir ticaret ve üretim modeli geliştirmek gerektiğinin altını çizdi: "Türkiye'nin makine parkuru ve teknoloji birikimi ile Suriye'nin iş gücü ve pazar niteliği birleşmek zorunda. Bu aynı zamanda 350 milyon nüfuslu Arap dünyasına açılan dev ekonomi sahası demektir." Suriye'nin Arap Birliği üyesi olması nedeniyle birlik üyeleri arasında sıfır gümrük tarifesi uygulandığını hatırlatan İsa, bu sayede tekstil, sağlık, savunma sanayi, gıda ürünleri ve teknoloji üretimi konusunda Türkiye'nin çok daha farklı bir pazara sahip olacağını vurguladı.

2007 Serbest Ticaret Anlaşması'nın Yeniden Canlandırılması Talebi

İsa, Suriye'nin devrik rejimiyle 2007'de yapılan Serbest Ticaret Anlaşması'nın (STA) revize edilip yeniden yürürlüğe konması gerektiğini belirtti. "Sınır geçişleri daha kolay hale gelmeli. En azından yarı mamul girişine onay verilmeli. Bu durumda milyarlarca dolarlık kazanç döngüsü başlar" diyen İsa, savaş döneminde Esad rejiminin el koyduğu Türk fabrikalarının da birer birer teslim edildiğini ifade etti. Türk müteahhitlik firmalarının Suriye'nin yeniden inşasında önemli rol oynadığını gösteren somut örnekler de yaşanıyor. Kalyon İnşaat ve Cengiz İnşaat'ın da yer aldığı uluslararası konsorsiyum, Şam Uluslararası Havalimanı'nın rehabilitasyonu ve yeni tesislerin inşası için 4 milyar dolarlık stratejik iş birliği anlaşmasına imza atmıştı.

Türk Okullarının Yaygınlaşması ve Tersine Göç

Halep Türkmenlerinden olan Hüseyin İsa'nın özel bir talebi de Suriye genelinde Türk okullarının yaygınlaşması. Sanayi ve ticaret alanındaki gelişimin tersine göçü de hızlandıracağını vurgulayan İsa, "Yüz binlerce Suriyeli 2011 sonrası Türkiye'ye göç etti. Çocuklar orada eğitim gördü ve şimdi geri dönüşün önünde ticari kazanç endişeleri kadar eğitim faktörü de rol oynuyor. Şayet Türk okulları yaygınlaşırsa bu engel de büyük oranda ortadan kalkar" dedi. İsa, YPG/SDG'den alınan bölgelere göçlerin de önümüzdeki eğitim döneminin sona ermesiyle ciddi oranda artacağını ifade etti.

Editör Yorumu

Suriye'de yaşanan ekonomik canlanma ve Türk yatırımcıların artan ilgisi, bölgesel ekonomik entegrasyon için önemli fırsatlar sunuyor. 100 milyar doları aşabilecek ticaret potansiyeli ve Arap Birliği'nin sıfır gümrük avantajı, Türkiye'nin 350 milyon nüfuslu bir pazara erişim imkanı sağlıyor. Türk okullarının yaygınlaşması talebi ise sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve eğitimsel bağların güçlendirilmesi açısından da stratejik önem taşıyor.