Çürümeyi kabullenmek mi istiyoruz, yoksa ayağa kalkıp değişimin öncüsü mü olacağız?
"Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. Herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmış lığa alışmış da bunu doğal bir durum sanıyor sanki. Ama bu böyle mi olmalıdır?"
Grigory Petrov, Beyaz Zambaklar Ülkesinde
Atatürk’ün, bir milletin yeniden ayağa kalkması için ilham verici bulduğu Beyaz Zambaklar Ülkesinde adlı eserde toplumlara yönelik derin bir uyarı vardır. Petrov’un işaret ettiği gibi, bazen en büyük tehlike ani bir felaket değil; yavaş yavaş yayılan ve artık kimsenin yadırgamadığı bir çürüyüştür.
Çürümeye alışmak yerine, onu görüp iyileştirmeye çalışmak, bir toplumu ayakta tutan ve onu “beyaz zambaklar ülkesi” gibi yeniden yeşerten en temel kuvvettir. Bu nedenle, en karanlık görünen zamanlarda bile, doğru olanı görme ve yapma iradesi, bir milletin en değerli hazinesidir.
Aydın olmak, modaya uygun elbise ve şapka giymek, kolalı gömlek taşımak değildir. ...Okumuşların hepsi, ulusal zekayı açmaya, ulusal vicdanı uyandırmaya, ulusal iradeyi güçlendirmeye zorunludur
Thomas Carlyle şöyle diyor:” Halk yerde yatan, çürüyen bir samana benzer. Büyük adamlar ve kahramanlarsa gökten düşen bir yıldırım gibidir, samanı ateşleyerek halkı canlandırır ve harekete geçirirler.”
Aydın olmak, modaya uygun elbise ve şapka giymek, kolalı gömlek taşımak değildir. ...Okumuşların hepsi, ulusal zekayı açmaya, ulusal vicdanı uyandırmaya, ulusal iradeyi güçlendirmeye zorunludur





Yorumlar